denizliyatagan
  AİLE İÇİ ŞİDDET PRATİK BİLGİLER
 

AYRIMCILIK = ŞİDDET

 

Ayrımcılığa ve Şiddete HAYIR

 

Her Türlü Ayrımcılığa HAYIR

 

Pozitif Ayrımcılığa, Negatif Ayrımcılığa HAYIR

 

 

GEÇİKMİŞ ADALET, ADALETSİZLİKTEN KÖTÜDÜR.

 

 

“Yalnızca tek özellik davranışların iyi ya da kötü olarak sınıflandırılmasını sağlar: eğer dünyadaki sevgiyi artırıyorsa iyidir. Eğer insanları birbirinden ayırıyorsa ve aralarında düşmanlık oluşmasına neden oluyorsa kötüdür.” Lev Tolstoy

 

Medeni yasa, ailenin korunmasına yönelik çeşitli tedbirler düzenlemiştir.     Madde 185.- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.  Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.  Madde 195.- Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır.

Kadın mühim zaruret olmadıkça yani kocası ile geçinmeye; anlaşmaya imkan kalmayıp huzursuzluk son hadde varmadıkça, ufak tefek geçimsizliklerden dolayı kocasından boşanmayı istememelidir.

“Evlenin ve ciddi bir sebep olmadıkça boşanmayın. Zira boşanmadan arş titrer.” (Hadisi Şerif, Muhtarul Ehadis, S:60)

 

“ Bir zaruret iktiza etmeden kocasından boşanmasını isteyen herhangi bir kadına cennet kokusu haramdır.” (Hadisi Şerif, Ebu Davud,Tirmizi, Et Terğib: C. 3, S:83)

 

4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’dan yararlanmak ve korunma tedbiri alınması için talepte bulunduğunuzda, Cumhuriyet Savcısının Takipsizlik kararına itiraz hakkınız vardır.

 

Cumhuriyet Savcısının Takipsizlik kararı vermesi durumunda dahi şahsi dava açma hakkınız vardır. (Aile İçi Şiddetle Mücadele El Kitabı, KSGM,s.16)

 

Adli yardım hakkından yararlanmak istiyorsanız, müracaat ettiğiniz polis merkezinde veya jandarma karakolunda görevli memurlara avukat istediğinizi söyleyiniz yada yaşadığınız ildeki Baronun Adli Yardım Kurullarına başvurunuz. Bu haktan yararlanabilmeniz için; kimliğiniz, ikametgah belgeniz, muhtardan alacağınız fakirlik belgesi gerekli belgelerdir. (Aile İçi Şiddetle Mücadele El Kitabı, KSGM s.17)

 

4320 Sayılı Yasa ile öngörülen tedbirlerde aleyhine tedbir kararı verilen eşin kusurlu olması şarttır. (Uçar,2003,s.155)

 

Aile içi şiddetin sadece koca tarafından, kadın ve çocuklara uygulanacağı ve bu ailenin korunması kanunun da kadın ve çocukları korumak amacıyla çıkarıldığı önyargısı mevcuttur.

 

Oysaki böyle bir düzenleme ve uygulama, anayasa ile teminat altına alınan kanun önünde eşitlik maddesine mani olmaktadır.

 

Kimse kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.

 

Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır.

 

Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamını beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da madem ki birlik sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Uygulama da yapılan araştırmalar sonucunda 4320 sayılı kanun bu şekilde kullanıldığı görülmüştür. Çoğunlukla boşanma öncesi kendisini haklı çıkartmak veya boşanma davası sürerken lehine kullanmak amacıyla 4320 sayılı kanun kullanılmaktadır.

 

Bunda karakol, sağlık, savunma ve yargı mensuplarının kendi toplumsal değerleri nedeniyle ya da yasayı henüz yeterince bilmemelerinden kaynaklanan nedenlerle yasayı gerektiği gibi uygulamamalarının da etkisi vardır. 

 

 

AİLEİÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİNDE

4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN**

 

AMAÇ

 

Aile içinde şiddet uygulayan bireyi, ortak yaşam alanından uzaklaştırarak ve gerekli olan tedbirleri uygulamaya koyarak aile içi şiddeti önlemektir. (GENÇSAN,2008,S.770)

 

KAPSAMI

 

Ailenin korunmasına dair kanun aile içi şiddete maruz kalan eş, çocuk, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerini ve Mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan ya da Evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri ile şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireylerini, Alınacak tedbirleri, Bu tedbirleri almak ve uygulamakla görevli ve yetkili makam ve merciler ile usul hükümlerini kapsar. (GENÇSAN,2008,S.770)

 

ŞİDDET

 

Aile bireyine yönelik;

 

         Fiziksel,

         Cinsel,

         Ekonomik,

         Psikolojik

 

Hareketleri ifade eder. (GENÇSAN,2008,S.771)

 

ŞİKAYET VE İHBAR MERCİİLERİ;

 

         Genel Kolluk Kuvvetleri

         Cumhuriyet Başsavcılığı

         Aile Mahkemesi

         Asliye Hukuk Mahkemesi (GENÇSAN,2008,S.772)

 

4320 SAYILI KANUNA GÖRE KİMLER İHBAR YAPABİLİR

 

1- Aile içi şiddete maruz kalan eş, çocuk, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri ve Mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan ya da Evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri,

 

2- Başka bir şahıs.başka bir şahıs tarafından şikayet ve ihbar mercilerine, olayın yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirilmesi suretiyle ihbar yapılabilir. Sözlü ihbarlar tutanağa geçirilir.

 

Yargılama usulü,  temyiz yolu kapalıdır.

 

Eşler arasındaki yasal evlilik birliği yasal anlamda sonlanmışsa ailenin korunmasına dair kanuna göre şikayet olanağı yoktur. Örneğin, boşanmış olan bir kadın boşandığı kocasına karşı ailenin korunmasına dair kanuna göre tedbir alınmasını istemesi olanaksızdır. (GENÇSAN,2008,S.776)

 

http://www.aileicisiddet.net/ sitesinde yer alan “eski eş, eski nişanlıya, eski kız ya da erkek arkadaşa yönelik saldırgan davranışlar da aile içi şiddettir.” İfadeleri yukarıdaki bilgilere göre yanlıştır. Bunlar arsında gerçekleşen olaylar 4320 sayılı kanun kapsamına girmez. Böyle bir durum hem hukuki hem de sosyal anlamda aile kavramını yıpratır.

AİLE İÇİ ŞİDDET

 

Ailenizde şiddet varsa, şiddetin tekrarlanmasını beklemeden, şiddet olmadığı zamanda da çözüm arayınız. SHÇEK’e, psikolojik danışma ve psikiyatri merkezlerine vb kuruluşlara kendiniz ya da eşinizle birlikte başvurabilirsiniz.

 

Ailenizde ağır bir şiddet durumu varsa, ayrıca yapabilecekleriniz;

 

  1. Dikkatli olun! Şiddet anında iç odalara değil, dış kapıya yakın yerlere kaçın. Gerektiğinde evden çıkmak kolay olsun.
  2. Banyo, mutfak gibi yerlerden uzak durun. Delici, kesici aletlerin olduğu yerden, ayağınızın kayabileceği yerlerden uzak durun.
  3. Komşularınızla anlaşın, evden kötü sesler geldiğini duyduklarında polis çağırsınlar. (Karakolu ya da 155’i arasınlar)
  4. Komşularınızla anlaşın, aranızda bir parola olsun. O parola “yardıma gel” anlamına gelsin.
  5. Çocuklarınıza kaçmayı öğretin.
  6. Acil durumda gidebileceğiniz bir arkadaş ya da bir komşu ile önceden anlaşın,
  7. Ev dışında bir yerde, mesela arkadaşınızda, bir komşunuzda, biraz para, yedek anahtar ve önemli belgelerinizin kopyalarını saklayın.

 

AİLE İÇİ ŞİDDET İLE İLGİLİ YASALAR

 

1.   4320 SAYILI AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN

2.   5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU

3.   4721 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNU

 

HAKSIZ İHTİYARİ TEDBİRLERDE TAZMİNAT

 

Aleyhine haksız ihtiyari tedbir kararı verilen kişi, bundan dolayı zarar görmüş ise tazminat davası açabilir. Dava açmak için sadece ihtiyati tedbir kararının verilmesi yeterli değildir; aynı zamanda icra edilmiş olması gereklidir. Çünkü ihtiyari tedbir kararı uygulanmadan, diğer tarafın bundan herhangi bir zarar görmesi mümkün değildir. Bundan başka, ihtiyati tedbirin haksız olması gerekir. Haksız ihtiyati tedbir ise ancak hükmün verilmesinden sonra anlaşılacağından, ihtiyati tedbir koyduran taraf dava sonunda haksız çıkmış ise, ihtiyati tedbir de haksız demektir. Tazminat davasının diğer bir koşulu da, aleyhine tedbir kararı verilmiş olan kişinin bu karardan zarar görmesidir. Eğer ihtiyari tedbir diğer tarafın malvarlığını eksilmesi sonucunu doğurmuş ise zarar gerçekleşmiş demektir ki, bu zarar genellikle maddi zarar şeklinde ortaya çıkar. Bununla birlikte, BY.m.49’un düzenlediği şartlar varsa haksız ihtiyari tedbirden dolayı manevi zararın tazmini de istenebilmelidir. (Uçar,2003,s.136-137)

 
  Toplam bugüne kadar 99767 ziyaretçi (238277 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=